Ana SayfaAna Sayfa
Untitled Document
Dolu acıların nice gizlisi saklımda can edinmişken; dökmek istiyorum toplaya geldiğim bütün çer-çöpü. Bütün kırılmışlığı, anlaşılmazlığı, anlatamamayı. Dünyanın her şeyini bir kerede bırakmak geçiyor hayâlimden. Her ne var ise sana verilmiş; bırakmadan gel, diyor kalbin âyinesi. Sancımı yokluyorum; onu çoktan gündelik meşgalelere rehin vermişim. Günahtan mürekkep, aşka sürüngenim; insanlığımı aramaya geliyorum Efendim… Hz. Âdem, ruh ile ceset arasındayken, verilen peygamberliğine kaçıyorum. İnsan olmamız için geldin sen; bizse, ruh ile ceset arasındayız hâlâ…
Yâr Kucağı

“Anlatılmaz bir sesleniş… Korkudan kalakaldım.

O anda bir ak kuş peydahlanıp kanadıyla arkamı sığadı.

İçimde korku diye bir şey kalmadı.”

- Hz. Âmine- 

 

Aczin kurnalarıyla yıkanıyor zemheri. Gönlümü gevher edecek sarraf aranıyor. Mücevherler dağıtılsın diyor fikrim. Aklıma saadet çağı zamanını açıyor.

Dolu acıların nice gizlisi saklımda can edinmişken; dökmek istiyorum toplaya geldiğim bütün çer-çöpü. Bütün kırılmışlığı, anlaşılmazlığı, anlatamamayı. Dünyanın her şeyini bir kerede bırakmak geçiyor hayâlimden. Her ne var ise sana verilmiş; bırakmadan gel, diyor kalbin âyinesi. Sancımı yokluyorum; onu çoktan gündelik meşgalelere rehin vermişim. Günahtan mürekkep, aşka sürüngenim; insanlığımı aramaya geliyorum Efendim… Hz. Âdem, ruh ile ceset arasındayken, verilen peygamberliğine kaçıyorum. İnsan olmamız için geldin sen; bizse, ruh ile ceset arasındayız hâlâ… 

Rüyâlarıma adın teşrif olsa da, sırtımı ak bir kuş sıvazlasa ve ben korkularımdan emin olsam. Şerbetini yudumlasam kavuşmanın. Şarkta ve garpta, şimalde ve cenupta; dolaşsan içimin cihânında. Şehrin gözdesi, seyyidlerin ekrem sultanı! Bilinmezliğimin en zâhir yanı! Nuruna çıkart bilmecemi. Rakamlarımı rikkatinde parçala. İzzetinde nasipdâr eyle, bu zelîl kemterini.  

Kapakları kapandı bakışlarımın. Vefâlı bulutundan gözlerime koyar mısın? Yanacakken, gölgeliğinde serin rüzgârlar gibi saklar mısın? Girsen bu oyunumuza, sahnemizi sen açsan; cansızlığımıza gelse can, tende az kalmış ruhumuza ruhunu katar mısın? Şefkatinin şerîf huzurunda, mücehhez varlığınla kalbimizi yarar mısın? O kadar çok anlatacaklarım var ki sana Efendim; sustukça lâl lehçem geri geliyor. Mescitte hurma dalları sevdâlıların, kokundan nefhâlar taşıyor. Benim harâretim dinmiyor Efendim; us'landıramadım hasret sürmeli kara ceylanları. Gecemi ellerine bırakmak istiyorum; senin gündüzlerinden bir gündüz, gün yüzüm olsun. Çıkart yürek kınından kılıçları; bileyle ve işte nâçar başım işte aşkın.  

Ölümüm cenâze kaldırıyor soğuk, esmer bahçelerde. Hep bir tarafımdan çekiyor buralar beni. Sana giden yollara dikenleri kim koymuş Efendim; ebter sûretli zâlimlerce kapatılmaya çalışılmış yol izlerin. Esrârından terekeme ışık yağıyor; fark etmiyorum, ah gafletim. Yoldaşların, bayrağını dalgalandırıyor tevhîdin. Arkadaşlarının yıldız yıldız gözleri. Gözlerinde yaş; niye ağlıyorsun Efendim? Kardeşlerim deyişine Uhud sarsılıyor omuzlarından. Can parçası kızının evinde bırakıyorum nefeslerimi. Sonra susmalar nur topu doğuyor. Nicedir bu hâlsizlik Efendim? Görmemişin bir aşkı olmuş… 

Olmuş mu, yoksa solmuş mu? Yâr kucağı dolmuş mu? Loş mu göğün kandil kutupları. Sersem ve târ-u mâr canım çok mu? Cemâline bakacak nazarım yok mu? Ölüm dediğim Efendim; sensiz kalan hücrelerimi sarsan iksir. Hayat bildiğim; harflerinin çizgisi. Aşk ise, secdenin târihçesi. Dost diye sevdiğim, senden hâtıra taşıyan. Annem-babam fedâ iken sadâna, çölü yak verâna. Bak güneş iki büklüm; Yüce Dost'a giderken sen, arkada bıraktıkların bugün düşüyorlar arkana. Ne çok düşüyoruz Efendim; dizlerimiz yara ve kanadıkça bozuluyor düşlerimiz.

Daha çok yapacak işlerimiz var. Bu arada sarayımız çöküyor emellerden. Gölümüz kuruyor hevâdan ve hislerden. Bin yıllık yaktığımız sahte ateşler birdenbire sönüveriyor. Gök mü yarıldı, yer mi çatırdadı; bu nur nerden? Hayret içinde şaşkın beklenen bekletmiyor. Hangi gül gazelini duysam; güzelleri diziyorum tek tek. Selâma çırak olarak yazılıyorum. Dersim; sensiz derslerin boş geçtiği oluyor. Ne de güzel oluyor güneşin ötesinde sen. Dolunayda imzan, her gece şak edip yarılıyor. Âşıklar niye uyuyamazmış; çözüyorum yavaş yavaş. O da ne? Büyük bir kördüğüm; çıkmaz sokak. Saklanılası, kaybolunası, gidilesi, gelinmeyesi, sevilesi bir sokak. Yâr kucağı…  

Yine bir pazartesi, yine baş ağrıları. Ateş yükseklerde, canımı emiyor su. Doğrusu, yalan barınamıyor kuytularda bile. Hakîkat şehrinin güzîdesi ter döküyor. Mübârek başın Efendim, yâr kucağında. Kapıdaki vazifedâr melek, girmek için izin istiyor, seni almaya gelmiş… Nereye Efendim; biz âlemi ervâhta çırpınırken nereye? Bir kez bile göremeden, sesin değmeden kulaklarımıza, hâfızamız seninle hıfz etmeden aşkı, nereye? 

Dünyaya geldim geleli seni arıyorum; yâr kucağını haber verdiler, ateşimi tutamıyorum. Söyler misin neresi eğlendirir beni? Kiminle gülerim; sen hiç kahkaha atmazken. Hem tebessümlerim asılı kaldı Ravza'da. Kendime bakarsam, batıyorum. Birini sevecek olsam, ille sana benzeyen hâlleri olsun istiyorum; hâlleşsin seninle, helâlleşsin… Sin harfinden tane tane varlığını sana dizsin.  

Gözlerime kirpikleri batıyor yaşamın. Bin dört yüz otuz yılının doğumunda sen, karışmışlığımıza ve dağılmışlığımıza okuyorsun. Münzevî dağlardan can topluyorum, kalabalık ovalar canımı kovalıyor. Son nefes, yâr kucağı /selâmetinde ferahlık diliyorum. Öyle kaybolmuşum ki, delik deşik günleri sarıyorum / zemheri, aczin kurnalarıyla yıkanırken…

/Sırtımı ak bir kuş sıvazlasa ve ben korkularımdan emin olsam./

Ölüm ki ne güzelmiş yâr kucağında… 

Sesin zaman durdurur, harekete geçirir zamanı yeniden:

 -Er' Refik-ül- Âlâ: Yüce Dost'a…

Okunma Sayısı : 539

   
Yazarın Önceki Makaleleri
» Ölüm Ki Gitmez Hiç…
» Mukabele Et Sessizliğime...
» Sen Bilme Beni, Ey Ebed Güzeli!
» Hazer Sofrası
» Dağlı Yüreğine Ağ Atar Ölüm
» Aşkın Refakati!
» Mürekkebi Kan Tutarak Gitti: Mehmet Sait Yakut
» Seninle Olduktan Sonra
» Meyyitliğime Müjde misin?!
» Seni Bulmak Korkusu
» Aşk Cömerttir, Yakar Bedeni
» Aşk Cömerttir, Yakar Bedeni!
» Yalnızlığın Galasında Söyleşi
» Oruç, Tadın Oluyor Senin…
» Merhemsiz Bir Yâredir Ölmek Ne Mümkün…
» Yol Düştü Kayıttan Yaz İsmimi.
» Hiçbir Duayı Vuramazsın İsrail!
Yorum Ekleme
Adınız E-Posta
Şehir Ülke
Yorum
Henüz eklenmiş bir yorum bulumamadı!
 
Ahmet Taşgetiren
Ali Ramazan Dinç
Emine Şenlikoğlu
Hayrettin Karaman
Hekimoğlu İsmail
Latif Erdoğan
M. Fethullah Gülen
Mahmud Es’ad Coşan
Mehmet Kırkıncı
Mustafa Sungur
Mustafa İslamoğlu
Nazan Bekiroğlu
Osman Nuri Topbaş
Said Özdemir
Sezai Karakoç
Vehbi Vakkasoğlu
Ümit Meriç
Şule Yüksel Şenler

 
Afyoni
Bayram Kusursuz
Birol Topuz
Ceyhun Emre Teoman
Cüneyt Eren
H. İsmail Gazi
M. Sacit Arvasi
Musa Hûb
Ramazan Kerpeten

 
Abbas Erdoğan
Abdulkadir Öğdüm
Abdullah Doğan
Abdullah Kibritçi
Ahmet Albayrak
Ahmet Alp Altay
Ahmet Solmaz
Ali Keçe
Alper Selçuk
Altuğ Öztürk
Arif Onur Solak
Arzu Cihangir
Aykut Kaya
Ayşe Bağca
Ayşe Koçer
Ayşe Zorlu
Ayşegül Genç
Bay Hiç
Bedri Katipoğlu
Berk Eker
Berna Pak
Bilal Ani
Bilal Atış
Bilal Can
Burak Cem
Cahid Sinan Belhi
Can Yılmaz
Cemile Gözde
Cevat Benar
Cihat Albayrak
Cihat Furkan Güler
Danyal Nacarlı
Derman Dertli
Derman Durak
Doğan Polat
Efe Kırmızı
Elif Güvey
Emine Batar
Emine Yavuz
Emrullah Can
Enes Beşer
Eray Korkmaz
Eren Alp Sıdkızade
Esma Bilben
Eylül Aydan
F.Mehmet Tiyanşan
Fatih Dağlar
Fatma Yüksel
Fâtıma Zehra Merinos
Feride Özge Çaylak
Feyza Çubuk
Feyza Yılmaz
Fikriye Turan
Filiz Konca
Fuat Türker
Göksun Taşpınarlıoğlu Düzcü
Hakan İlhan Kurt
Handan Everest
Hatice Su
Hilal Küçük Özdamar
Hurşit Nasiri
Kadim Dolunay
Kalender Yıldız
Kemal Baş
Kübra Doğan
Lâl-i Rehgüzâr
Lâle Yârâ
Levent Çakıroğlu
Leyla Karaca
M. Ebuzer Gülter
M. Lübeyne Bal
M.Sait Konar
Mahmud Celal Özmen
Meftun–ı Gül
Mehmet Akif Yazılıtaş
Mehmet Kızılay
Mehmet Yaşar Genç
Mehmet Şar
Muhammed Esiroğlu
Muhammed Meriç
Musa Karakaya
Mustafa Kurt
Mustafa Nazif
Oğuzhan Gencer
Osman Girgin
Rabia Çağlayan
Raziye Betül Çetin
Reyhan Güner
Rıfat Araz
Sami Rencber
Sare Nokta
Sarper Sağlam
Seda Atmaca
Sefa Toprak
Seher Ortaöner
Selami Ay
Selim Doğan
Selma Sezen
Sezer Çalışkanoğ
Sümeyra Aktaş
Sümeyra Demir
Tûbâ Hacılarlı
Uğur Akdin
Veysel Türk
Yakup Emrah
İbrahim Akın
Yelda Adley
İkbâl Betül Armağan
İnci Okumuş
Yusuf Eralp
Yüksel Acar
Zeynep Çayır
Zeynep Çoşkun
Zeynep Şimşek
Ziya Paşa Akyürek
Züleyha Çay
Zümre Altan
Ömer Ekinci Micingirt
Ömer Faruk Erdem
Ömer Şahinli
Özge Çaylak
Öznur Altıntaş
Şahan Coker
Şerif Aydın

 
Abbas Akpolat
Arzu Durmuş
Aysun Yollardagezer
Ayşegül Tûlû
Cemal Kaya
Eda Aktaş
Elif İşyar
Eyyup Yaşar
Fatma Altuner
Ferhat Bayraktar
Gül Nisa
Harun Ata
Hasan Meydan
Hülya Yücel Ergün
Kevser Banu
Melek Koçak
Meryem Seval Ağarı
Murat Ebruli
Mustafa Akıncı
Mustafa Nur Sezer
Müberra Aktürk
Pinhan
Sami Yaylalı
Selman Maltaş
Sinay Avşar
Talip Sevilay
Tûba Bozkurt
Yağmur İlgün
Yaşar Karayiğit
Ümit Demir
Yusuf Tımarlı
Yusuf Şahin
Zafer Şık
Şevket Çağrı
Şüheda İslâm

Site İçi Arama
Yakinlarimiz
Ahmet Taşgetiren

Firaset net

Altınoluk

Hayrattin Karaman

Hekimoğlu İsmail

M.Fethullah Gülen

M.Es'ad Çoşan

Mustafa İslamoğlu

Gönül Dünyamız

Vehbi Vakkasoğlu

Herkül

Sorularla İslamiyet

Yeni Ümit

Yenidünya Dergisi

Kurtuba Dergisi

Feta Medeniyeti

Değirmen Dergisi

Darulfünun

Filbahar Dergisi

 
Son YorumlarIrak’a Nebi Eliyle Yapılan Tayin...
Ne kadar güzel... Hatırlatanlardan Allah razı olsun.. (Nimet)

Kahvenin 400 Yıllık Hatrı
Türkmen bey kardeşim sızıntıda çıkan yazı da bu kardeşimize aittir. Yuşa IRMAK Yayın Yönetmeni (Yusa IRMAK)

Kahvenin 400 Yıllık Hatrı
Kopya! Sizintinin bir kac yil once yayinladigio yaziyi ariyordum, bu cikti karsima ayip yahu, suslu ... (Turkmen)

Annenin Doğum Günü
Annemin doğumda neler çektiğini bir daha bana hatırlattınız. Teşekkür ederim. Bir de babam ile ilgil... (zeynep karaaslan)

Siyahî Köle
sen ne olduğumuzu nerede kim olduğumuzu ne için varolduğumuzu bize ne kadar aciz olduğumuzu bana bir... (Esra)

Hakkımızda | İletişim | Körpe Kalem Olmak
2006 (c) KörpeKalemler.com | Her hakkı mahfuzdur.