Ana SayfaAna Sayfa
Untitled Document
Hani diyorum, yaralar varmış geçmeyen, asırlar sonrası vefâlı gelen. Ruhu müteessir, kelâmı esir bırakan. Sûz-i dîlin teşvik kamçısı. Mücmel ağrıları bütününe taşıyan. Gönül evini boşaltan ve dolduran, ne varsa hüzne dâir büyük bir sesle… Sesini kısan, dahası dil ucundan peltekliğini kavuran. Zeminin devrik cümlelerinden seni kapı dışarı bırakan. İzâle edilemeyen sanrılarda, bir varmış bir yokmuş masalına kandıran. Yarım kalmış harflerini sırr-ı aşka yazdıran. Hani /diyorum, gölgesiz duruyor duvarlar, gölgem/siz…
Dağlı Yüreğine Ağ Atar Ölüm

“Gel ki,  ben bugün dünyada değilim.

Dünyadan dışarı çıktım. Ben bugün kendimden de gizliyim.

Gönül ateşi ne hâldedir; bilmiyorum.

Çünkü dilim başka bir şekilde yanıyor.”

 ( Hz. Mevlânâ )

Geceye az kala sarsıyorum künyemi. Bakracımda çocukluk şekerleri eriyor ölüm sıcaklığında. Kaybolan yüzüm, haritasız kalıyor. Kursağımın pârelen sözü oluyor leylî. Hemdem olduğum aşk; hayatımla oynuyor. İyi kapa perdeyi ey can gözüm! Halel gelmesin mâsumluğuna. Kat kat oluşuna bir şey demesin kimse. Mevtin tadımlık baharına, toprağını ört. Büyüyen hıçkırık ol ömrün musallâsında. Ben ölümü bilmezsem, uyuyamam demişsin. Ölüm, tokluk mudur midende senin? Hançereni tekmeleyen, özünü acımtırak sabahlara bezeyen, kıvrılan zamanların ucunu muteber seanslarla düğümleyen o mavi, o sızı, o kemter duruş… Sen yokmuşsun bugün, ey var oluş!

Hani diyorum, yaralar varmış geçmeyen, asırlar sonrası vefâlı gelen. Ruhu müteessir, kelâmı esir bırakan. Sûz-i dîlin teşvik kamçısı. Mücmel ağrıları bütününe taşıyan. Gönül evini boşaltan ve dolduran, ne varsa hüzne dâir büyük bir sesle… Sesini kısan, dahası dil ucundan peltekliğini kavuran.  Zeminin devrik cümlelerinden seni kapı dışarı bırakan. İzâle edilemeyen sanrılarda, bir varmış bir yokmuş masalına kandıran. Yarım kalmış harflerini sırr-ı aşka yazdıran.  Hani /diyorum, gölgesiz duruyor duvarlar, gölgem/siz…

Köşelerden köşesizlik kapılıyor bu bahçede. Aşk Ustası defterime Dîvân’ından yazıyor; dediği gibi “Ölüm bizi birer birer çekip alıyor; onun heybetinden, korkusundan akıllı insanların bile beti benzi sararıp durmadadır! Ölüm yolda durmuş, bekliyor; efendi ise gezip tozma sevdâsındadır! Ölüm kaşla göz arasında; onu hatırlamaktan bile bize daha yakın! Fakat gaflete dalanın aklı nerelere gitmede, bilmem ki?...” Dostlar çarşı-pazarda görsün. Akıl, çokbilmişlik heveslerinde. Oysa ölüm geldiğinde gelinse aşka, satılabilir mi kuş, kafeste yoksa? Cân, tendeyken teni aralamalı. Kabuğun içinden çıkacak olana özünü verir aşk. Köşene döşenir muamma bir kilim. Dağlı yüreğine ağ atar ölüm; kaçtığın ummandan seni tutar. Yeter ki öl, ölmeden ölümle. Kaldır mevtânı yerden ey can gözüm! İki sözüm var iyi belle; ölüm ölüm…

 

 

Bölümlerimi ölçtüm, kategorimde açılan bir hiçlik. Gizlenmişim kendi bilmecemde. Alnımın açık sahrasında Filistin. Kan kaybediyorum can evimde. Bugün üç ocak, dünyam kaynıyor. Yetiştiremiyorum hiçbir hücremi hastanelere. Şifâ evlerim bombalanıyor. Mahdumu oldum kırmızı çağın, mevkîsi tâziyesiz. Bu havâlide umarsızca kesiliyor damarlarım. Birileri eğleniyor ağlarken pek çok âlem. Terkimdeyken aralık, aralıksız tıkanıyorum; sizi arıyorum, biz kayıp. Koğuşlarda bulamıyorum gâib dokularımı. Duyularım benden duygu kaçırıyor. Mimiklerimde anlamsızlık. Mutâbık olamıyorum çevremin çimenine. Sabah-akşam Gazze! Öğünlerimi sayamıyorum, ölülerim şehâdet şerbetinde. Müferrah olamıyorsam, acıların hitam bulmadığındandır. Sonu yok, nihâyeti hiç… İçi dönmüş kâtillerin özsüzlük travmaları, savaş uçaklarıyla yağıyor. Câmilerim harâbe, şehirlerim deşik. Dualarla salla hengâmını ey can gözüm; yeryüzü beşik…

 

Esrârın incesinden mavice sevmiştin sen. Ilık zamanların güzel burcundan, efil efil esen güney rüzgârından emanetti aşk. Toplu kıyımları anlatmıştın bir gece göğe çıkarak. Kalbindeki Cezîret’ül-Arap, sürekli kanıyordu. Kanamalı hasta oluyordun, umuda sımsıkı sarılarak. Uzaklara mektup yazıyordun, mürekkebin gözyaşıyla sulanıyordu. Kâğıt üzerinde dağılıyordun, yapabildiğin sâdece yazmaktı. Senin bir hesâbın vardı, her harfi duayla çarpılan. Kalemin kılıcıyla önce kendi zulmetini sonra kardeşlerine dadanan zâlimleri kesiyordun. Son nefes hâlinde kanatlanıyordun gidemediğin memleketine.  Günlerden üç ocak, yanıyordu ocağın harıl harıl. Söyleyeceklerin sarkıyordu zaman ipinden kuyuna. Göçecek kervan bir çocuk müjdeliyordu. Büyük bir istekle çıkartıyordun onu çâhından ve ansızın kucağına nâşı geliyordu. Sonrası yazamamaktı ey can gözüm; acılar sükûta ısmarlanıyordu.

 

Şimdilerde geceye az kala sarsıyorum künyemi. Üç ocağın söyleyegeldiği susuşlarda, adımı merhûme diye anıyorum. Adımı çok görüyorum bu ölümlerde. Mâh-ı Muharrem’in Kerbelâ hâkinde, boğazım kurudukça kuruyor. Yalnız kalıyor fesleğen, dökülüyor papatya. Ağlıyor geceler, öteler sonsuzluğa akıyor. Bu ölümleri gördükçe öldüğümü kabul etmiyorum ben. Onlar gibi ölemiyorum… Ardından koşsam, şehri taşısam Uhrâ’ya. Ve gönül ateşimi anlatabilseydim tüm varlığa, yokluğum yanar mıydı bir kez daha aşka… “Gel ki, ben bugün dünyada değilim…”

 

“Ruh âleminde, elest meclisinde âb-ı hayat içenler, bir başka tarzda ölürler!”

-Hz. Mevlânâ-

 

Okunma Sayısı : 619

   
Yazarın Önceki Makaleleri
» Ölüm Ki Gitmez Hiç…
» Mukabele Et Sessizliğime...
» Sen Bilme Beni, Ey Ebed Güzeli!
» Hazer Sofrası
» Aşkın Refakati!
» Mürekkebi Kan Tutarak Gitti: Mehmet Sait Yakut
» Seninle Olduktan Sonra
» Meyyitliğime Müjde misin?!
» Seni Bulmak Korkusu
» Aşk Cömerttir, Yakar Bedeni
» Aşk Cömerttir, Yakar Bedeni!
» Yalnızlığın Galasında Söyleşi
» Oruç, Tadın Oluyor Senin…
» Merhemsiz Bir Yâredir Ölmek Ne Mümkün…
» Yâr Kucağı
» Yol Düştü Kayıttan Yaz İsmimi.
» Hiçbir Duayı Vuramazsın İsrail!
Yorum Ekleme
Adınız E-Posta
Şehir Ülke
Yorum
Henüz eklenmiş bir yorum bulumamadı!
 
Ahmet Taşgetiren
Ali Ramazan Dinç
Emine Şenlikoğlu
Hayrettin Karaman
Hekimoğlu İsmail
Latif Erdoğan
M. Fethullah Gülen
Mahmud Es’ad Coşan
Mehmet Kırkıncı
Mustafa Sungur
Mustafa İslamoğlu
Nazan Bekiroğlu
Osman Nuri Topbaş
Said Özdemir
Sezai Karakoç
Vehbi Vakkasoğlu
Ümit Meriç
Şule Yüksel Şenler

 
Afyoni
Bayram Kusursuz
Birol Topuz
Ceyhun Emre Teoman
Cüneyt Eren
H. İsmail Gazi
M. Sacit Arvasi
Musa Hûb
Ramazan Kerpeten

 
Abbas Erdoğan
Abdulkadir Öğdüm
Abdullah Doğan
Abdullah Kibritçi
Ahmet Albayrak
Ahmet Alp Altay
Ahmet Mersan
Ahmet Solmaz
Ali Keçe
Alper Selçuk
Altuğ Öztürk
Arif Onur Solak
Arzu Cihangir
Aykut Kaya
Ayşe Bağca
Ayşe Koçer
Ayşe Zorlu
Ayşegül Genç
Bay Hiç
Bedri Katipoğlu
Berk Eker
Berna Pak
Bilal Ani
Bilal Atış
Bilal Can
Burak Cem
Bülent Yıldırım
Cahid Sinan Belhi
Can Yılmaz
Cemile Gözde
Cevat Benar
Cihat Albayrak
Cihat Furkan Güler
Danyal Nacarlı
Derman Dertli
Derman Durak
Doğan Polat
Efe Kırmızı
Elif Güvey
Emine Batar
Emine Yavuz
Enes Beşer
Eray Korkmaz
Eren Alp Sıdkızade
Esma Bilben
Eylül Aydan
F.Mehmet Tiyanşan
Fatih Dağlar
Fatih Mehmet Mirza
Fatma Yüksel
Fâtıma Zehra Merinos
Feride Özge Çaylak
Feyza Çubuk
Feyza Yılmaz
Fikriye Turan
Filiz Konca
Fuat Türker
Gül-i Zâr
Göksun Taşpınarlıoğlu Düzcü
Hakan İlhan Kurt
Handan Everest
Hasan Parlak
Hatice Su
Hilal Küçük Özdamar
Hilal Mersan
Hurşit Nasiri
Kadim Dolunay
Kalender Yıldız
Kemal Baş
Kübra Doğan
Lâl-i Rehgüzâr
Lâle Yârâ
Levent Çakıroğlu
Leyla Karaca
M. Ebuzer Gülter
M. Lübeyne Bal
M.Sait Konar
Mahmud Celal Özmen
Meftun–ı Gül
Mehdi Akan
Mehmet Akif Yazılıtaş
Mehmet Kızılay
Mehmet Yaşar Genç
Mehmet Şar
Melek Ulusoy
Muhammed Esiroğlu
Muhammed Meriç
Murat İlktur
Musa Karakaya
Mustafa Kurt
Mustafa Nazif
Oğuzhan Gencer
Osman Girgin
Rabia Çağlayan
Raziye Betül Çetin
Reyhan Güner
Rıfat Araz
Sami Rencber
Sare Nokta
Sarper Sağlam
Seda Atmaca
Sefa Toprak
Seher Ortaöner
Selami Ay
Selim Doğan
Selma Sezen
Sezer Çalışkanoğ
Sümeyra Aktaş
Sümeyra Demir
Tûbâ Hacılarlı
Uğur Akdin
Veysel Türk
Yağmur Muhacir
Yakup Emrah
İbrahim Akın
Yelda Adley
İkbâl Betül Armağan
İnci Okumuş
İrfan Yeral
Yusuf Eralp
Yüksel Acar
Zeynep Çayır
Zeynep Çoşkun
Zeynep Şimşek
Ziya Paşa Akyürek
Züleyha Çay
Zümre Altan
Ömer Ekinci Micingirt
Ömer Faruk Erdem
Ömer Şahinli
Özge Çaylak
Öznur Altıntaş
Şahan Coker
Şerif Aydın

 
Abbas Akpolat
Arzu Durmuş
Aysun Yollardagezer
Ayşegül Tûlû
Cemal Kaya
Eda Aktaş
Elif İşyar
Eyyup Yaşar
Fatma Altuner
Ferhat Bayraktar
Gül Nisa
Harun Ata
Hasan Meydan
Hülya Yücel Ergün
Kevser Banu
Melek Koçak
Meryem Seval Ağarı
Murat Ebruli
Mustafa Akıncı
Mustafa Nur Sezer
Müberra Aktürk
Pinhan
Sami Yaylalı
Selman Maltaş
Sinay Avşar
Talip Sevilay
Tûba Bozkurt
Yağmur İlgün
Yaşar Karayiğit
Ümit Demir
Yusuf Tımarlı
Yusuf Şahin
Zafer Şık
Şevket Çağrı
Şüheda İslâm

Site İçi Arama
Yakinlarimiz
Ahmet Taşgetiren

Firaset net

Altınoluk

Hayrattin Karaman

Hekimoğlu İsmail

M.Fethullah Gülen

M.Es'ad Çoşan

Mustafa İslamoğlu

Gönül Dünyamız

Vehbi Vakkasoğlu

Herkül

Sorularla İslamiyet

Yeni Ümit

Yenidünya Dergisi

Kurtuba Dergisi

Feta Medeniyeti

Değirmen Dergisi

Darulfünun

Filbahar Dergisi

 
Son YorumlarLa Tahzen!!!
güzel günümüz durumuna ve gençliyin ne kadar aceleci ve umursamazlıyıda var ama en azından ya nasip ... (adem)

La Tahzen!!!
Çok beyendim cok güzel bir yazı olmuş ruhuna saglık diyorum ve nedense günümüzdek tek sorun mutsuzlu... (iclal)

Gitmek
Ellerine ve yüregine saglık. Çok manidar bir yazı.Başarılar... ()

Bir Parça Demokrasi Lütfen
İkbal kardeşim yüreğine sağlık..Bu yazıyla yanızca şiirde değil düz yazıda da yetenekli olduğunu isp... (Reyhan Güner)

Şihab
Bilmiyorum “Şihab!”ı kaçıncı haykırışımda yitip gitti sesim benden. “... (İkbalArmağan)

Hakkımızda | İletişim | Körpe Kalem Olmak
2006 (c) KörpeKalemler.com | Her hakkı mahfuzdur.