Ana SayfaAna Sayfa
Untitled Document
Çok sürmez, aşk vaktine kabir kala mırılda O’nu. Mırılda ve sonra beşerden insan vasfına mısralarını yaz. Âminlik yüzünü sakla, kimse görmesin. Perdeler insin bu dünyayla arana, ama gaflet kumaşından, ama sözde çekilmişlikten hür. Ötelerden beste yap güftelerine. Alın bu çağa, alışma! Bak, kendime diyeceklerimi dinledin, sen olup bana dedin, ne iyi ettin ebed güzeli! Böyle kıyılarda, karalarda, karanlıkta g/özlemek seni. Beğenilen bir filmi izlemek gibi, ışıklar kapanınca, sen parlıyorsun! Parla ki; arlansın edep tâcım. Sen parla, payandama tutunayım. O’nun rahmetine muhtacım.
Sen Bilme Beni, Ey Ebed Güzeli!

Kar yanılgısından yağmur serencâmı. Bu beldenin öyküsünde tütüyor kalbim. Düşten efsânelere şahlanıyor hâradaki atlar. Muğlak yerin içinden bir şeyler ediyor feveran. Heyecandan sıtmanın hası tırmanıyor. Dizlerde bir derman; ha kırıldı ha çatlıyor. Sen bilme beni, ey ebed güzeli! Yazdığım mektupların harflerinden sızıyor mazruf yüzün. Kırılgan sabah yarıklarından bulutu yaran güneş, esrarlı ezkârında. Sen beni bilme!...

 

Dört köşeyi tutan leyl-i zaman, mumu yakarak varıyor her güne. Şehrin öte ucundan gönül halatını bağlıyorlar. En uzak köyden çocukları topladıklarında, kimse bilmez âlem uykuda, bebekleri okşuyorlar, alınlarında cennet ışıltısı. Ayakların yürüdüğü sırât, müstakîm çizgisini çiziyor dakikalara. Garbın kundağı ağlarken büyüyor Doğu masalı. Hayâlden ırmaklar akmıştı bunca yıl, şimdi gerçeğine kalplerini veriyorlar. Bir bebeğin gözyaşlarıyla zemzem çıkar ya, aşka bağımlı özgürlüğü oynuyorlar. Her şey öylesine ölü müdür her kentte? İnanma buna ebed güzeli! Seni karanlığa ve yılgınlığa teslim eden öğretilere inanma! Bozgun akçelerle yürümez bu bineğin. Üşüyen sonbaharda donmamak için güzleşmeyi bilmelisin.

 

Dumura uğramış söylentilerde gezindi coğrafyam. Karelerde yandı hasretin çekilen fotoğrafları. Yumup gözlerin dünya cilâsını, uhrâda açan bir çiçeğin göğünde gezinmek gerek. Bir çiçekte  kurumuş dalın mıyım? Umuda âcil kan lâzım. İbrahimvâri titremelerin dua burcunda, adını anacakken Vefâ Gülü'nün; umuduma can lâzım. Ayyuka çıkan heyûlada, sönüyor tutuşan ocaklar. Bir görüntü öldürüyor ruhun gökçek inceliğini. Reklâmlardan yağıyor kimi azap. Çocuklar bilge oluyorlar ermeden. Bağırlara dökülen kezzaba alışkın oluyoruz git gide. Ülfetin amansız düşmanına dost değiliz. Hayret makamıyla bir derdimiz kalmıyor mu ne?

        

Sen beni bilme! Telâşım, hatm-i can. Ölünce ayrılacak siyahtan ak. Al çözülmüş aşk zanlılarını. Yağmurlarla yıka şehrin girift sokaklarını. Yüzlere değdir adının tılsımını. Cevr-i cefâna râzı kılsın bizi aşk. Nasıl da bulunuyor neşide hayranları. Dinletilerde kendini bulanlar var. Uzlethânesine çekilen gezgin, harfleri dokuyor tezgâhında bu bilmecenin. Tepe kalıntısı söylentilerle değil, özden dikey susuşlarla, rahlede elif-bâ... Okudunsa; oku yerleştirdiler okluğuna bil! Büyük kavgan kendinden başkası değil! Yumruğunu yerleştir nefsin cephegâhına.

 

Kaldırımlardı izleri adım adım büyüten. Enstrüman dalışlarında kuyudan çıkan vardı. Sahranın yitik hüzmesi. Terk ettiğine dönebilirsin belki. Vazifeni yapmamışsan eğer, görmemişsen gölgeleri. Boğulma riski her an! Şu dünya denizinde hangi balık yuttu seni? Hatırlıyor musun, bizi kıyıya çıkaran kimdi? Kaldırımlar... Kalbin kan kıyıları, dünyanın sahil şeridi kaldırımlar... Boyumuzca kazacaklar mezar evimizi. Huyumuzca donatacaklar hücremizi. Dile benden ne dilersen; bir ay'dı. Semâyı her gece çınlattı. İsteyene verilirdi bilirsin, sen beni bilmemeyi mi istedin?

 

Kütüphanede ocakçıbaşı pişirmiş gözde hikâyesini. Bir çulsuz varmış, dergâhın bahçesinde sanki mâzi kalıntısı. Oyma taşlara bedel, yontulmaya müsait. Ama onu bir tek aşk yontsun istemiş. Malum medya tuzaklarından güç-belâ kaçarak, "belâ"demiş ilk sözde. Sözlüymüş aşkın merâsiminde. Kalabalığına tenhâlıkmış ilk isteği. Aşk bu, gelir mi her söze! Tuzunu içirmiş denizinden kayıklarca. Yetmemiş, su inleyişlerine koca kazanları dayamış fakirin boğazına. Bir insan ateş yutar mı? Yakılmış gemilerle doyar mı?  "İç tasnif" demiş aşk, uzun yolculuğa çıkacağız, azığına pay, gözyaşı düştü. Şimdi biraz üşü, yanacağız! Sen aşka hayır diyebilir misin? Dememiş o da, ağzını bıçak açmamış. Aşkmış ağzını açan ve susturmuş her defasında. Bizim ocakçıbaşı hikâyeyi iyi dürmüş kitapların mâbeynine. Kalbin ıslahevine âfiyet olsun!

 

 

Sen bilme beni ne olursun… Yakaza hâlinde eser efil efil rüzgârı vefânın. Kervandan geçenler sorar iç cebe dikileni. Ne dediğimi eşkiyâlar bilir. Ateşin ortasında bir ateş, yanmaktan çekinir. Rengi değişir yüzlerin, emaneten almışsam himmetini, zilletten geçmişimdir. Haberlerden, duyurulardan, yankılardan; ya doğruyu söyle ya da sus! Uçurumların çiçeği yalnız mı sanırsın? Evvel fırtınalarda iyi yedi soğuğu. Ufuklardan beklenen görünmese de, örülmese de göz ağı gemilere, yetişmese de kavli kutsal balıkların; dalmışım… Her gün kayalıklar başında, başım iki yana, almışım/ derdin, toprağıma çınar. Asırlık hüzünlere uyanmışım.

 

Çok sürmez, aşk vaktine kabir kala mırılda O’nu. Mırılda ve sonra beşerden insan vasfına mısralarını yaz. Âminlik yüzünü sakla, kimse görmesin. Perdeler insin bu dünyayla arana, ama gaflet kumaşından, ama sözde çekilmişlikten hür. Ötelerden beste yap güftelerine. Alın bu çağa, alışma! Bak, kendime diyeceklerimi dinledin, sen olup bana dedin, ne iyi ettin ebed güzeli! Böyle kıyılarda, karalarda, karanlıkta g/özlemek seni. Beğenilen bir filmi izlemek gibi, ışıklar kapanınca, sen parlıyorsun! Parla ki; arlansın edep tâcım. Sen parla, payandama tutunayım. O’nun rahmetine muhtacım.

 

 

Akıl kevserine akabilmek, akledebilmek… Açmak sayfaları tek tek. Kokusuyla içini çeke çeke. Çekildim gidilesi yerlere, diyar diyar/ tefekkür, panosunda isim oldu resmin. Sen beni bilme! Ağacı marangoz götürdü bir gün. Yaprak ettiler dalını, gövdesini. Ev ödevi kıymıkları kaldı. Kışın tutuşturulmaya yaradı. Kış bitmedi, kıymıklar tükenmedi. Okuldan dönüşte her çocukla düştü yere. Üşüştüler başına, hasta diye. Hâlimi sorarsan bu raddede, can baltasının emâresiyle, hamdolsun iyiyim. Sana ölümlerle geciktim.

 

Üzülme, şükrolsun ayıklıyoruz pirincin taşlarını. Pîrin inci aşlarını kaşıklıyoruz. Huzura açmış olduğunda ellerini, açtırıldığı için bu gök sofrasına oturuyoruz. Az daha gayret, ay’a aklan ebed güzeli! Yolun belli, tutmayayım seni. Söyle, dilim-dimağım yâre ne desin? Şâir’in dediği gibi: “Sen hamûş ol, mâcerâyı çeşm-i giryân söylesin!”

 

Susmalarımı oku, sen yine de bilme beni,

             ey ebed güzeli!

Okunma Sayısı : 714

   
Yazarın Önceki Makaleleri
» Ölüm Ki Gitmez Hiç…
» Mukabele Et Sessizliğime...
» Hazer Sofrası
» Dağlı Yüreğine Ağ Atar Ölüm
» Aşkın Refakati!
» Mürekkebi Kan Tutarak Gitti: Mehmet Sait Yakut
» Seninle Olduktan Sonra
» Meyyitliğime Müjde misin?!
» Seni Bulmak Korkusu
» Aşk Cömerttir, Yakar Bedeni
» Aşk Cömerttir, Yakar Bedeni!
» Yalnızlığın Galasında Söyleşi
» Oruç, Tadın Oluyor Senin…
» Merhemsiz Bir Yâredir Ölmek Ne Mümkün…
» Yâr Kucağı
» Yol Düştü Kayıttan Yaz İsmimi.
» Hiçbir Duayı Vuramazsın İsrail!
Yorum Ekleme
Adınız E-Posta
Şehir Ülke
Yorum

Derman

Ah bir görebilseydim bende hasretimi..!coktan verirdim bütün servetimi..geriye ne kaldiki ey ebed güzeli..onlari da verirdim inan atese.ortada kalan ne ki?, bir ben bir de soluk benizli "resmi"..ben seni tanimam ey ebed güzeli..hadi benim selamim sana da yürek olsun..hayirlidir herseyin sonu diyerek,gördüm ki senin kalemin de kavidir ..selam vereyim dedim mehabbet ile..
 
Ahmet Taşgetiren
Ali Ramazan Dinç
Emine Şenlikoğlu
Hayrettin Karaman
Hekimoğlu İsmail
Latif Erdoğan
M. Fethullah Gülen
Mahmud Es’ad Coşan
Mehmet Kırkıncı
Mustafa Sungur
Mustafa İslamoğlu
Nazan Bekiroğlu
Osman Nuri Topbaş
Said Özdemir
Sezai Karakoç
Vehbi Vakkasoğlu
Ümit Meriç
Şule Yüksel Şenler

 
Afyoni
Bayram Kusursuz
Birol Topuz
Ceyhun Emre Teoman
Cüneyt Eren
H. İsmail Gazi
M. Sacit Arvasi
Musa Hûb
Ramazan Kerpeten

 
Abbas Erdoğan
Abdulkadir Öğdüm
Abdullah Doğan
Abdullah Kibritçi
Ahmet Albayrak
Ahmet Alp Altay
Ahmet Mersan
Ahmet Solmaz
Ali Keçe
Alper Selçuk
Altuğ Öztürk
Arif Onur Solak
Arzu Cihangir
Aykut Kaya
Ayşe Bağca
Ayşe Koçer
Ayşe Zorlu
Ayşegül Genç
Bay Hiç
Bedri Katipoğlu
Berk Eker
Berna Pak
Bilal Ani
Bilal Atış
Bilal Can
Burak Cem
Bülent Yıldırım
Cahid Sinan Belhi
Can Yılmaz
Cemile Gözde
Cevat Benar
Cihat Albayrak
Cihat Furkan Güler
Danyal Nacarlı
Derman Dertli
Derman Durak
Doğan Polat
Efe Kırmızı
Elif Güvey
Emine Batar
Emine Yavuz
Enes Beşer
Eray Korkmaz
Eren Alp Sıdkızade
Esma Bilben
Eylül Aydan
F.Mehmet Tiyanşan
Fatih Dağlar
Fatih Mehmet Mirza
Fatma Yüksel
Fâtıma Zehra Merinos
Feride Özge Çaylak
Feyza Çubuk
Feyza Yılmaz
Fikriye Turan
Filiz Konca
Fuat Türker
Gül-i Zâr
Göksun Taşpınarlıoğlu Düzcü
Hakan İlhan Kurt
Handan Everest
Hasan Parlak
Hatice Su
Hilal Küçük Özdamar
Hilal Mersan
Hurşit Nasiri
Kadim Dolunay
Kalender Yıldız
Kemal Baş
Kübra Doğan
Lâl-i Rehgüzâr
Lâle Yârâ
Levent Çakıroğlu
Leyla Karaca
M. Ebuzer Gülter
M. Lübeyne Bal
M.Sait Konar
Mahmud Celal Özmen
Meftun–ı Gül
Mehdi Akan
Mehmet Akif Yazılıtaş
Mehmet Kızılay
Mehmet Yaşar Genç
Mehmet Şar
Melek Ulusoy
Muhammed Esiroğlu
Muhammed Meriç
Murat İlktur
Musa Karakaya
Mustafa Kurt
Mustafa Nazif
Oğuzhan Gencer
Osman Girgin
Rabia Çağlayan
Raziye Betül Çetin
Reyhan Güner
Rıfat Araz
Sami Rencber
Sare Nokta
Sarper Sağlam
Seda Atmaca
Sefa Toprak
Seher Ortaöner
Selami Ay
Selim Doğan
Selma Sezen
Sezer Çalışkanoğ
Sümeyra Aktaş
Sümeyra Demir
Tûbâ Hacılarlı
Uğur Akdin
Veysel Türk
Yağmur Muhacir
Yakup Emrah
İbrahim Akın
Yelda Adley
İkbâl Betül Armağan
İnci Okumuş
İrfan Yeral
Yusuf Eralp
Yüksel Acar
Zeynep Çayır
Zeynep Çoşkun
Zeynep Şimşek
Ziya Paşa Akyürek
Züleyha Çay
Zümre Altan
Ömer Ekinci Micingirt
Ömer Faruk Erdem
Ömer Şahinli
Özge Çaylak
Öznur Altıntaş
Şahan Coker
Şerif Aydın

 
Abbas Akpolat
Arzu Durmuş
Aysun Yollardagezer
Ayşegül Tûlû
Cemal Kaya
Eda Aktaş
Elif İşyar
Eyyup Yaşar
Fatma Altuner
Ferhat Bayraktar
Gül Nisa
Harun Ata
Hasan Meydan
Hülya Yücel Ergün
Kevser Banu
Melek Koçak
Meryem Seval Ağarı
Murat Ebruli
Mustafa Akıncı
Mustafa Nur Sezer
Müberra Aktürk
Pinhan
Sami Yaylalı
Selman Maltaş
Sinay Avşar
Talip Sevilay
Tûba Bozkurt
Yağmur İlgün
Yaşar Karayiğit
Ümit Demir
Yusuf Tımarlı
Yusuf Şahin
Zafer Şık
Şevket Çağrı
Şüheda İslâm

Site İçi Arama
Yakinlarimiz
Ahmet Taşgetiren

Firaset net

Altınoluk

Hayrattin Karaman

Hekimoğlu İsmail

M.Fethullah Gülen

M.Es'ad Çoşan

Mustafa İslamoğlu

Gönül Dünyamız

Vehbi Vakkasoğlu

Herkül

Sorularla İslamiyet

Yeni Ümit

Yenidünya Dergisi

Kurtuba Dergisi

Feta Medeniyeti

Değirmen Dergisi

Darulfünun

Filbahar Dergisi

 
Son YorumlarLa Tahzen!!!
güzel günümüz durumuna ve gençliyin ne kadar aceleci ve umursamazlıyıda var ama en azından ya nasip ... (adem)

La Tahzen!!!
Çok beyendim cok güzel bir yazı olmuş ruhuna saglık diyorum ve nedense günümüzdek tek sorun mutsuzlu... (iclal)

Gitmek
Ellerine ve yüregine saglık. Çok manidar bir yazı.Başarılar... ()

Bir Parça Demokrasi Lütfen
İkbal kardeşim yüreğine sağlık..Bu yazıyla yanızca şiirde değil düz yazıda da yetenekli olduğunu isp... (Reyhan Güner)

Şihab
Bilmiyorum “Şihab!”ı kaçıncı haykırışımda yitip gitti sesim benden. “... (İkbalArmağan)

Hakkımızda | İletişim | Körpe Kalem Olmak
2006 (c) KörpeKalemler.com | Her hakkı mahfuzdur.