Editörden...
“Gece Sabahı Bekler, Sabah ise Güneşi…”
Derler ki “Gece sabahı bekler, sabah ise güneşi…” Neticede emareler asıllara bakar imiş. Körpe Kalemler’in “Reşha” sı da işte bu noktada kökü yerin dibinde bulunan büyük bir menbaya işareti gibi duruyor yayıncılık hayatında karşımızda... Elbette bu gecenin belirip kaybolan fecirlerinde, sabahı ve güneşi görecek kişiler bizleriz yani sahiplenenler… Zira, gönüllerinde sabah aydınlığını duyanları azımsayacak olursak taş oluruz. Onun için, duanın el uzattığı hedef, boyun eğmişe benziyorsa rahmetin ne zaman boşalacağını kimler bilebilir ki? Devam



Ağustos 2010 Sayı 50
Arşiv
İngiltere’de Ramazan Hatıraları > (Musa Hûb)
Hani bir söz vardır: “Merd-i kıbtî şecaat arzedecek yerde sirkatin izhar edermiş.” Yani: Kıbtinin merdi, şecaatini anlatırken hırsızlığını da ifşa edermiş, farkında olmadan. Bize öncelik verip yer gösterirken, bu iyi niyetlerine rağmen, aslında farkında olmadan, oruç tutmadıklarını da ifşa etmiş oluyorlardı. Bana –muhtemel makul mazeretlerine bağlı olarak- oruç tutmamaları değil de, bu kadar rahat biçimde bunu dillendirebilmeleri garip gelmişti, garibime gitmişti. Fakat bu kadar rahatlığa ne denir ki… Neyse, buna da şükür. Hiç olmazsa iftar davetine gelebilmişler ya, müteakiben de ilim meclisini teşkil edebilmişlerdi ya, önemli olan da buydu. Devam
Gam > (Abdulkadir Öğdüm)
Her hicrânın ardında bir buluşma var elbet / Vuslat öncesindeki dünyalık bunaltısın / Senli geçen günleri kâtipler yazar elbet / Zemini yeşil olan adi bir karartısın / Ebedî mutluluğun dünyadaki şartısın Devam
Muhterem Güzel İnsan > (Afyoni)
Sus ey yolcu! İki yüzlülük insanı cehenneme atar! Hem bu dünyada hem vaad edilen diyarda! “Allah’a (c.c) karşı tevâzum bile bir gösterişten ibâret olacak” diye ödüm yarılır yerlerinden. Hacca gidip-gelmişler sakın ola ki kendilerini Şeytan’ın hırçın saltanatına kaptırmasınlar. Hacca gitmek temizlenmektir. Hac dan dönmek temiz kalabilmektir. Hac Allah’ın (c.c)kendisine kutsadığı, adadığı yerde bir temizlik aktidir! Bir anlaşma! Bir defalığına mahsus olabilircesine bir Af yeridir. İki-üç… Devam
Dilencinin Sadakası > (Ahmet Alp Altay)
İşte yıllar sonra yine buradaydım. Uzun yılların eskitemediği o nostaljik köyümde. Her sokak şimdi bir hatıra barındırıyordu. Adımlarım evime gitmek annemi ve babamı görmek için can atıyorken, okunan ezan beni koymadı ve abdest sırasına dâhil olup bekledim. Abdest alıp içeriye girdiğimde imam çoktan farzın ilk rekâtına başlamıştı bile. Köy kokulu halıların üzerine her secde edişimde beni ayrı bir ruh haleti sarıveriyordu. İmamın şiveli bir şekilde söylediği tekbirler ne kadar da samimiydi. Devam
Yolcu Yolunda Gerek > (Arif Onur Solak)
Düştü siyahlığı omuzlarıma akşam alacasının / Seni yürüyorum kaldırımların esmerleşen teninde / Beynime emanet adını, voltalarıma yazıyorum / Bak işte gördün mü? Devam
Şeytan Üçgeni > (Bedri Katipoğlu)
İnsanları ve özellikle de müslümanları iman, ihlâs ve samimiyetten alıkoyan ve adeta emperyal güçlerin oyuncağı ve figüranı haline getiren üç negatif karakter çizgisi bulunmaktadır. Bu çizgiler istisnalar hariç insanların çoğunda maalesef yaygındır. Bu üçgenin içinde kalan kişiler şeytanın tutsağı haline düşerler. Zira şeytan, hükmü altına almak istediği insanları bu çerçevenin içinde ya dalalete sürükler veya yozlaştırır. O çirkin vasıflar öncelikle yalan, hased ve kibirdir. Devam
Ben / Sen / Biz > (Berna Pak)
Evlilik; hayatın dönüm noktasında kalbimizi ansızın çalan ve beynimizi kaçabildiği yere kadar kovalayan, hem dünyayı hem de ahreti etkileyecek kadar hassas ve özel bir konuyken bulunmuş olduğumuz zamanda ne acıdır ki olabildiğince basite alınmaya çalışılıyor arkadan gelecek yeni nesillere karşı hiçbir sorumluluk hissetmeyen, daha birey olamadığının bile bilincine varamayan cansız bedenler, yalnızca bir çekirdek aileyi yıkmakla kalmıyorlar, toplumu da geri dönülmez bir kaosun içine sürüklüyorlar isteyerek ya da istemeyerek. Devam
Mutlu İnsan; İşini Seven İnsan > (Bilal Atış)
İman ve sevgi Allah’ın yarattığı şeylerin en yücelerindendir. Fakat yüreğinde iman ve sevgi olan insanın para sahibi de olması çok güzel bir bahtiyarlıktır. Para kudrettir ve paranın hayır yolunda da birçok getirileri olacaktır. Para istemiyorum demek; ben insanlığa hizmet etmek istemiyorum, demek değil midir? Para ile iyiliği birbirinden ayırmak zordur. Tehlikeli olan adabınca kazanılan para değil, hayatın kendisi haline getirilen para hırsıdır. Toplumda seçkin ve faydalı bir mevkide olmak için para kazanma yollarından birisini mutlaka tutmak zaruridir. Devam
Emir Sultan’dan Seyyid Abdullah’a > (Birol Topuz)
Londra’nın güneyinde mütevazı bir cami. İçinde ise tatlı bir heyecan. Koştura koştura camiye gelenlerin yüzlerinde tarifi imkânsız bir mutluluk. Sanki onlar ‘Kara Londra’da yaşamıyorlar gibi. Adeta birkaç saatliğine başka bir coğrafyadan buraya gelmişler ve bir müddet kaldıktan sonra tekrardan geldikleri yerlere dağılacaklarmış gibi bir eda yüzlerinde... Camii alışılagelmiş yoğunluğunun ötesinde bir kalabalığa ev sahipliği yapmakta. Hem gelenleri de her zaman gelenlerden daha bilinçli ve şuurlu bir portre ortaya koymakta. Her halleri başka, her tavırları başka, niyetleri başka, dilekleri başka.. Devam
Kaybedilmiş Değerler > (Bülent Yıldırım)
Değerlerimiz, bizi biz yapan ve insan olduğumuzu hatırlatan değerlerimiz. Ne kadar bağlıyızdır değerlerimize, değerlerimiz uğruna nelerimizden vazgeçebiliriz. Hepimizi derinden bağlayan, değerlerimizin yok oluşunu gördüğümüzde, acaba ne zaman, koç yürekli bir Malkoçoğlu çıkacak demişizdir hepimiz veya sorarım neden her birimiz birer Malkoçoğlu olma gayretine girişemiyoruz, bitti mi o devirler? Ne çabuk kaybettik, kendimizi, kaybettirdiler mi bize bizi? Devam
Zarf ve Mazruf > (Mehdi Akan)
Biliyorum, imkânı olmayan bir dilek, / Karşılığı sende saklı olan bir talep benimkisi / Biliyorum, mesnedi sadece aşk olan bir güruh benimkisi / Biliyorum, seni bekleyişte bir ahenk benimkisi / Biliyorum, berk-i aşk benimkisi; sana doğru sırlanan. Devam
Khaled Hosseini – Bin Muhteşem Güneş > (Cihat Albayrak)
“Beni sırf kız çocuğu olduğum için yücelten bir babaya sahip olduğum için, sırf kız çocuğu olduğu için ezilen yaşıtlarımı hiç anlamadım. ‘Seni nasıl evereceğim, nasıl evlendireceğim’ diye gözleri dolan bir babaya sahip olduğum için, sırf bir boğaz eksilsin diye ite-kaka evlendirilen o yaşıtlarımı da anlamadım. ‘Okumazsan iki elim yakanda olur’ diyen bir babanın çocuğu olduğum için, okuldan o..pu olacaklar diye alınan o yaşıtlarımı da hiç anlayamadım. Ya başka bir coğrafyada dünyaya gelseydim? Ya Afganistan'da doğsaydım?” Devam
Said Hocamı Geri İstiyorum > (Efe Kırmızı)
Yenilmişliğin o dayanılmaz hissini gözlerimden herkes anlayabilirdi. Bir ara saatime bakacak oldum ama o cesaretten çok uzaktım. Kapı önünde öylece ayakta kala kalmıştım. Devam
Taze Bir Ölü Gibi Kapalıyken İnsanlığın Dünyasına.. > (Ahmet Mersan)
Zaman mefhumunun tedavülde olmadığı, akrep ve yelkovanın hükmünün geçersiz kılındığı, küçük ölümün hayat ışığı olan düşlerde, vakitten bahsetmek ne kadar abesle iştigal etmekle bir tutulsa da görülen kimi rüyalar hiç bitmeyecek mutluluk lemalarına yahut dipsiz elem hüzmelerine dönüşebiliyor bir anda.. Devam
İslam Medeniyeti’nde Kent Mimarisi-2 > (Enes Beşer)
Kurtuba, Bağdat, İskenderiye ve nihayet İstanbul örneklerinden de anlaşılacağı üzere, medeniyetler hep büyük kentlerde ortaya çıkmış ve yine bu kentlerin çevresinde yayılma alanı bulmuştur. Medeniyet kazanımlarını en iyi özümseyen, tabiri caizse suyun kaynağında oturan,hep büyük kentler olmuştur.Ancak bundan sonraki aşamada medeniyet taşraya “sirayet” eder veya etmez. Devam
Artık Böyle Mutluyuz > (Fatih Dağlar)
Evlilik müessesi bir peygamber mirasıdır. Toplumumuzda süregelen bir gelenektir. Evlilik törenleri, coşkulu ve mutlu aile fertleri, evlatlarının mürüvvetlerine şahit olan anne babanın gururu… Hummalı hazırlıklar ve telâşeler. Allah’ın rahmet ve bereket tecellisinin hissedilebileceği bir ömürlük adım. Devam
Var Olmayan Hayat > (Fatih Mehmet Mirza)
Olmayan hayat; sohbet halkaları yerine, kokteyllerin yapıldığı, konuşmaya besmele ile başlamanın abes sayıldığı, meyve sularının yanında “ne var bunda canım içki de oluversin” sloganlarının benimsendiği, kızların erkek, erkeklerin kız gibi giyindiği, konuştuğu, “unisex” kavramını artık moda olduğu, söz de kaliteyi, teknolojiyi yakalamak adına inanç sınırlarının ezilip geçildiği, takiyice bir hayattır. Devam
Başak Misali > (Fatma Yüksel)
Çocuk yetiştirmek büyütmekten zordur. Yetiştirmek ayrı, büyütmek apayrıdır. Bunun içinde gerekli yetkinliğe sahip olmak gerekir. Bir büyüğüm çocuk eğitimi evlilikten önce başlar diyerek konunun ciddiyetini ve kutsiyetini anlatmıştı. Evet kaç tanemiz çocuğunu yetiştirmek adına evlilikten önce yada evlilik aşamasında kendini bu çerçevede yetiştirdi? Büyük zatların hayatlarını okuduk mu? Üstadları olan anneleri onları nasıl yetiştirmiş. Devam
Silikon Vadisi > (Feride Özge Çaylak)
Gurur duyuyoruz milenyum çocuğu!! Olmaktan. Bilgisayarın, internetin elimizin altında olmasını her yerde süslü cümlelerle anlatıyoruz. Ama hepimiz özlüyoruz mahremiyetimizi, eskidi artık dediğimiz alışkanlıklarımızı… Telefonun bu kadar yaygın olmadan önceki zamanlarımızı ne de güzel ballandıra ballandıra anlatıyoruz artık. Biliyoruz hepimiz tuhaf bir çıkmaza sürüklendiğini hayatımızın. Devam
Pray For Peace - Barış İçin Dua Et > (Handan Everest)
Çaresizliğin ulaşabileceği son noktada çaresizlerin umuttan başka çaresi mi olur? Öyle değil mi ki Kimsesizler Kimsesi’nin merhametinden dilemek, O’ndan talep etmek, en onulmaz yaralara merhem olur. Bütün ‘imkansız’lara kapı aralayan çaresizliğin mazlumiyetin riya kabul etmez doğallığı içerisinde yürek burkuntuları, dudakların arasındaki gözyaşlarıyla yıkanmış yunulmuş dua mırıltıları aracısız Rabbe ulaşır da en imkansızı umud etmek neşvesi ateşin yakmadığı İbrahim Aleyhisselam misali ateşleri ‘serin ve selametli’ kılar. Devam
Müminlerin Sözü > (Fuat Türker)
Ancak eğer bir insan Kuran'ın tüm açıklamalarını öğrendikten ve bunların doğru olduğunu da kabul ettikten sonra Allah'ın hükümlerine uymakta direnirse, bu o kişinin samimiyetsizliğinin bir delilidir. Çünkü hala, yanlış olduğunu öğrendiği bir sistemde yaşamakta ısrar etmekte olan bir insanın samimiyetinden söz edilemez. Devam
Bir Sabah Hikâyesi > (Hasan Parlak)
Güneşin doğmasına haylice bir zaman varken, genellikle, kurduğu saatin ziliyle uyanır Behzat bey. Önce yatağında doğrulup biraz oturur. Zihnini toparlamaya çalıştığı bu ilk anlarda, hemen kalkmaya davranmaz. İlk uyanıştaki mahmurluğu giderecek olan, okunmasını beklediği sabah ezanıdır. Bir süre sonra ilk müezzinin sesi duyulduğunda, sıra abdest hazırlığına gelmiş demektir. Devam
Şihab > (Reyhan Güner)
Onu ilk ne zaman bildiğimi hiçbir zaman hatırlayamadı gönlüm. Ayağım çorak topraklara, kirpiklerim ufuk çizgisine yanaşan kora, ellerim yosun yumuşaklığına doymuş ağaç kovuklarına ilk bulandığı vakit bile sevda bilirdi onu yüreğim. Şihab... Kıpkırmızı bir cam kırığı, hasret hasret kanayan benliğimde. Devam
Şeytanın Özelliği: Tevil > (İbrahim Akın)
Şeytanın, iman edemeyen insanlara bulaştırdığı en önemli özelliklerinden biri tevildir. Tevil, gerçeği saptırmak için yapılan samimiyetsiz açıklamalardır. Şeytan da Adem’e, kibirinden dolayı secde edememiş, fakat tevil getirerek ateşten yaratılan kendisinin, topraktan yaratılan Adem’den daha hayırlı olduğunu iddia etmiştir. Tevil aklın ürünü değildir. Şeytan da akılsızca yaptığı bu tevilde toprağın, ateşin üzerine atıldığında ateşi söndüreceğini düşünememiştir. Devam
Bir Parça Demokrasi Lütfen > (İkbâl Betül Armağan)
Duyuyorsunuz değil mi Türkiye'den yükselen demokrasi sayhalarını? Duyulacak elbet. Her azınlığın sesinin duyulmak zorunda oldugu gibi. Çogunlukçu demokrasi anlayışını bir kenara bırakmanın zamanı geldi de geciyor bile. İstediğimizin ne olduguna karar vermeliyiz önce. Devam
Darbeler ve Türk Demokrasisi > (Kemal Baş)
Darbeler toplumsal boyutuyla olduğu gibi bireysel hayatta etkilerinin kolay kolay atılamayacağı militarist düzenin, silahlı zorbalığın adıdır. Darbeler bireysel ve toplumsal çapta yaşattığı travmalardan başka, ülkeler arasındaki ilişkilerin ve buna bağlı ekonominin de iflası anlamına geleceği bilinen bir gerçektir. Devam
Kadim Dost'a > (Lâle Yârâ)
Su düstursuz giriş düstursuz çıkışa lem’alandı lakin, avam aklım gayba, istikbale ermiyor. Lakin surete giydirilen libas hayalin tasarrufu degil. Hakikatti, hakikattir saik ve saik hissin. Zaman, Azrail’in dostum senin. Aksettirmeli idi bir Musa şamarı lakin.. devamı için ve kemali için kadimliğinin... Devam
Yağmurun Rahmetinden Kaçmak > (Levent Çakıroğlu)
Dışarıda yağmur yağmaktadır alabildiğine, / Şemsiyeyi açıp kaçırmasak engin rahmeti, / Mevsiminde yakalamak lazımdır sağnak sağnak inen merhameti, / Dışarıda yağmur yağmaktadır alabildiğine... Devam
Hatırlıyor Musun Anne? > (Mehmet Şar)
Sana karşı isyan ederdim. Beni hiç anlamadığını sanırdım. Beni hiç sevmediğini düşünürdüm. Meğer ne kadar da yanılmışım. Beni anlamayan sen değilmişsin anne, seni anlamayan benmişim. Beni ne kadar sevdiğini, o buhranlı gençliğimde bana sahip çıkışını yanlış anlamışım anne. Beni affet demiyorum. Eminim beni affedersin. Devam
Gel... > (Murat İlktur)
Ey sinesi ızdırapla yoğrulmuş adam / Gözleri şafak kızıllığında kavrulmuş / Ne bir çıkar vardır gözünde ne de makam / Yeryüzünden; zulmeti silmeye kurulmuş... Devam
İskelede Baş… Başiskelede Taş… > (Öznur Altıntaş)
Dün gece bir yağmur yağmış coğrafyama… Deniz kokusu estirmiş de kendini göstermiş edalı bir kız gibi nihayet bu gecede rotama… Ormanların gizemi; koyu yeşil ve açık yeşilin savaşı gibi şimdilik… Örtü bitkiye örtülen ıslak bir zemin timsali… Devam
Yıldırılmış Zamana İnat > (Sezer Çalışkanoğ)
Henüz daha bitmedi tükenmeler / Ölmedi henüz doğmayan cesetler / Boğuk nefeslerin arkasından yağan kar / düşmedi henüz avuçlarıma Devam
Bir İhtilal Aşığıydım, SARIKIZ ve Ben. > (Şerif Aydın)
Ne güzel bir rüyamız vardı bizim, hayallerimiz gerçekçeydi, barut kokan sabahlarda meydanlarda tazeleyecektik aşkı. Devam
Sen! > (Tûbâ Hacılarlı )
Gel de bir bade dibi kana kana içsin seni kâinat. Cevv_i Sema cuş-u huruş olup boşaltsın asırlardır içinde sakladığı baranını. Yer behic yüzünü göstersin, bağrından filizler çıkarsın. Devam
Bilge Kardelen > (Yağmur Muhacir)
Kardelen çiçeği. Yapraklarıyla beraber yatıyor kardan yorganın altında. Bozulmasın diye adeta maliki koruyor onu en doğal buzdolabında. Çilesi büyüyor tohumun çatlamaya başlamasıyla. Çilesi bir ananın doğum sancılarına eş sürerken, sesi çıkmıyor doğumhaneden yükselenler gibi. Belli ki kardelenin sinesi çok geniş, attıkça içine atıyor. Büyütüyor çilesini. Bu çilelinin pek zor olacak doğumu, diyor toprağın sakinleri. Devam
Su Testisi Su Yolunda Kırılır… > (Zeynep Çayır)
Sen ikindi gölgelerinde gizlice çağıldayan, zaman gibi akıp geçen bir suydun. Bense içine alabildiğince seni doldurmaya çalışan boz bulanık rengi bir testi. Sen akıp geçiyordun. Bazen bir gök taşından bir yer taşının oyuğuna, bazen de, kuytu bir nehrin ağzından yorgun bir denize. Anlayacağın seni içime doldurmak o kadar da kolay değildi. Kısacası sen şu zaman dilimindeki saniye gibiydin. Nabzım attıkça hasretin dokunurdu yüreğime. Bense saat gibiydim kıssadan kurduğum cümlelerimle yavaştan sana geliyordum. Devam
Meryem Hatırlatmalı Gökyüzünü > (Zeynep Çoşkun)
Baba tadında türküler mırıldanmak gerekti / Kitap aralarına sıkıştırılan her papatyada / Üşümeliydi tenler / Tenimde kokmalıydı oğul saygısı / Saygımdan yer vermemeliydim sözlere. Devam
Kırmızı > (Zümre Altan)
Güneş her günkü gibi bugün bir kez daha veda etmişti yeryüzüne. Bir kere daha ayırmak zorunda kalmıştı o mahzun gözlerini, yâr olan topraktan. Bir kere daha yaşamıştı ayrılığı. Ayrılığın manasını bilmeden. İliklerine dek hissederek… Devam
 
Ahmet Taşgetiren
Ali Ramazan Dinç
Emine Şenlikoğlu
Hayrettin Karaman
Hekimoğlu İsmail
Latif Erdoğan
M. Fethullah Gülen
Mahmud Es’ad Coşan
Mehmet Kırkıncı
Mustafa Sungur
Mustafa İslamoğlu
Nazan Bekiroğlu
Osman Nuri Topbaş
Said Özdemir
Sezai Karakoç
Vehbi Vakkasoğlu
Ümit Meriç
Şule Yüksel Şenler

 
Afyoni
Bayram Kusursuz
Birol Topuz
Ceyhun Emre Teoman
Cüneyt Eren
H. İsmail Gazi
M. Sacit Arvasi
Musa Hûb
Ramazan Kerpeten

 
Abbas Erdoğan
Abdulkadir Öğdüm
Abdullah Doğan
Abdullah Kibritçi
Ahmet Albayrak
Ahmet Alp Altay
Ahmet Mersan
Ahmet Solmaz
Ali Keçe
Alper Selçuk
Altuğ Öztürk
Arif Onur Solak
Arzu Cihangir
Aykut Kaya
Ayşe Bağca
Ayşe Koçer
Ayşe Zorlu
Ayşegül Genç
Bay Hiç
Bedri Katipoğlu
Berk Eker
Berna Pak
Bilal Ani
Bilal Atış
Bilal Can
Burak Cem
Bülent Yıldırım
Cahid Sinan Belhi
Can Yılmaz
Cemile Gözde
Cevat Benar
Cihat Albayrak
Cihat Furkan Güler
Danyal Nacarlı
Derman Dertli
Derman Durak
Doğan Polat
Efe Kırmızı
Elif Güvey
Emine Batar
Emine Yavuz
Enes Beşer
Eray Korkmaz
Eren Alp Sıdkızade
Esma Bilben
Eylül Aydan
F.Mehmet Tiyanşan
Fatih Dağlar
Fatih Mehmet Mirza
Fatma Yüksel
Fâtıma Zehra Merinos
Feride Özge Çaylak
Feyza Çubuk
Feyza Yılmaz
Fikriye Turan
Filiz Konca
Fuat Türker
Göksun Taşpınarlıoğlu Düzcü
Hakan İlhan Kurt
Handan Everest
Hasan Parlak
Hatice Su
Hilal Küçük Özdamar
Hurşit Nasiri
Kadim Dolunay
Kalender Yıldız
Kemal Baş
Kübra Doğan
Lâl-i Rehgüzâr
Lâle Yârâ
Levent Çakıroğlu
Leyla Karaca
M. Ebuzer Gülter
M. Lübeyne Bal
M.Sait Konar
Mahmud Celal Özmen
Meftun–ı Gül
Mehdi Akan
Mehmet Akif Yazılıtaş
Mehmet Kızılay
Mehmet Yaşar Genç
Mehmet Şar
Muhammed Esiroğlu
Muhammed Meriç
Murat İlktur
Musa Karakaya
Mustafa Kurt
Mustafa Nazif
Oğuzhan Gencer
Osman Girgin
Rabia Çağlayan
Raziye Betül Çetin
Reyhan Güner
Rıfat Araz
Sami Rencber
Sare Nokta
Sarper Sağlam
Seda Atmaca
Sefa Toprak
Seher Ortaöner
Selami Ay
Selim Doğan
Selma Sezen
Sezer Çalışkanoğ
Sümeyra Aktaş
Sümeyra Demir
Tûbâ Hacılarlı
Uğur Akdin
Veysel Türk
Yağmur Muhacir
Yakup Emrah
İbrahim Akın
Yelda Adley
İkbâl Betül Armağan
İnci Okumuş
Yusuf Eralp
Yüksel Acar
Zeynep Çayır
Zeynep Çoşkun
Zeynep Şimşek
Ziya Paşa Akyürek
Züleyha Çay
Zümre Altan
Ömer Ekinci Micingirt
Ömer Faruk Erdem
Ömer Şahinli
Özge Çaylak
Öznur Altıntaş
Şahan Coker
Şerif Aydın

 
Abbas Akpolat
Arzu Durmuş
Aysun Yollardagezer
Ayşegül Tûlû
Cemal Kaya
Eda Aktaş
Elif İşyar
Eyyup Yaşar
Fatma Altuner
Ferhat Bayraktar
Gül Nisa
Harun Ata
Hasan Meydan
Hülya Yücel Ergün
Kevser Banu
Melek Koçak
Meryem Seval Ağarı
Murat Ebruli
Mustafa Akıncı
Mustafa Nur Sezer
Müberra Aktürk
Pinhan
Sami Yaylalı
Selman Maltaş
Sinay Avşar
Talip Sevilay
Tûba Bozkurt
Yağmur İlgün
Yaşar Karayiğit
Ümit Demir
Yusuf Tımarlı
Yusuf Şahin
Zafer Şık
Şevket Çağrı
Şüheda İslâm

Site İçi Arama
Yakinlarimiz
Ahmet Taşgetiren

Firaset net

Altınoluk

Hayrattin Karaman

Hekimoğlu İsmail

M.Fethullah Gülen

M.Es'ad Çoşan

Mustafa İslamoğlu

Gönül Dünyamız

Vehbi Vakkasoğlu

Herkül

Sorularla İslamiyet

Yeni Ümit

Yenidünya Dergisi

Kurtuba Dergisi

Feta Medeniyeti

Değirmen Dergisi

Darulfünun

Filbahar Dergisi

 
Son YorumlarŞihab
Bilmiyorum “Şihab!”ı kaçıncı haykırışımda yitip gitti sesim benden. “... (İkbalArmağan)

Çağdaş Provokatörler ve Sosyal Mikserler!
sayın bedri hocam yazılarınız okunmaya değer ve yorumlanmaya dair yazılardır , bir yeri vurgulamak i... (Muhammed Enes)

Khaled Hosseini – Bin Muhteşem Güneş
ben de ne zamandan beri bu kitabı okumayı düşünüyorum,fakat zamanım olmadığı için hep erteliyorum. b... (mathsteacher)

Düşünebilmek
düşünmeyenlere güvercin demek...onlara insan dememenin en zarif şekli olsa gerek. (mukaddes zengin)

Khaled Hosseini – Bin Muhteşem Güneş
bu kitap iki şekilde okunabilir. ilk olarak Afganistanda yaşanmış hayatlar olarak ele alınabilir.aşk... (mukaddes)

Yürek Kırıntıları
eski kırıntıları,yeni parçalar savursun gitsin inş. olacaktır...sadece zaman... (herkes )

Hocaefendi'nin Üslubu Niye Bu kadar Temkinli?
Tamamen katılıyorum.. Hocaefendi günceli aşan bir gündeme sahip,anı yaşarken, onun hakkını verirken ... (Hasan Hüseyin)

Bir Göçün Hikâyesi
ölüm yaşama dair güzel bir olgu.sevmek istedim.ölümü düşündüm.kaygılarım bana zulüm oldu.biçare umut... ()

Ben / Sen / Biz
yazan biri için en büyük mutluluk herhalde yazdığı satırlarda bambaşka yerlerde yaşayan,bambaşka hik... (berna)

Şeytan Üçgeni
Türkiye konjonktüründe, ele aldığınız yazıyla örtüşen zihniyetlerin başında chp ve onun uzantıları g... (mathsteacher)

Hakkımızda | İletişim | Körpe Kalem Olmak
2006 (c) KörpeKalemler.com | Her hakkı mahfuzdur.